Günümüz dünyasında kapitalizmin ve patriyarkanın insanları açlığa ve sefalete mahkum ettiği artık her geçen gün yadsınamaz bir gerçek olmaklığını daha da sağlamlaştırmaktadır. Eril tahakkümün tezahürlerinden biri de hayvan bireyler üzerinde uygulanmakta olan navegan soykırımın artık iklim krizini kritik bir noktaya taşımış olmasıdır. Hayvan bireylere karşı uygulanan türcülük, sandalye bireylere karşı geleneksel kodlarla kanıksanmış olan üsttenci faşizan oturma eyleminde de varlığını hissettirmektedir. Birazcık empati yapıp düşünün: Sizin öyle üzerinize oturmalarını ister misiniz? İnsana farklı sandalyeye farklı muamele türcülüktür. Sandalyede rıza aranamaz. Rızasının olduğunu varsayarak tamamen bizimle eşit haklara sahip sandalye bireyin üzerine oturmak rıza inşasıdır, üsttenciliktir. Hayatımızda hiç sandalyenin öznesi olmadığımız halde sandalye bireyler adına üsttenci insan aklıyla karar verme cüretini kendimizde buluyoruz. Öznesi olmadığımız durumla ilgili yorum yapmak üsttenciliktir, naveganlıktır, hatta direkt terf olmaktır. Sandalye bireylerin kendi kaderlerini tayin etme haklarını sandalyelere karşı işlenen nefret suçlarının failleriyle dayanışan bir zeminde türcü akla sırtını dayamış bir yozlaşmışlıkla sistematik biçimde yoksaymak herşeyden önce devrimci ahlakla bağdaşmaz. Ezilenlerin yanında tavır alırken, grev yapan işçilere destek verirken, sandalye bireylerin sessiz çığlıklarını gözardı edemeyiz. Ayrıca iklim krizinin geri döndürülebilir olması için sandalyelere oturmayı bırakmamız gerektiği kanıtlanmış bilimsel bir gerçektir. Üzerinde yaşanacak başka bir dünya yok! Neden güzel olan her şeye bu kadar düşmansınız?
Sandalye bireylere oturmayı bırakın! Hemen şimdi!
(Hala anlamadıysanız bu yazı PARODİ amaçlıdır.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder